"Yenilmez Armada (!)"

Takımımız ligin 5. haftasında karşılaştığı Samsunspor maçında da beklediğimiz düzeyde mücadeleci, hırslı ve zevk veren bir futboldan oldukça uzak bir görüntü çizdi. Özellikle bu yılki hedeflerimiz ve kurduğumuz kadronun potansiyeli göz önüne alındığında, ne deplasmandan çıkarılan bir puan, ne de maçın belli bölümlerinde ele geçirilen pozisyon üstünlüğü bizi gelecek haftalar için endişe etmekten kurtarabildi.
 
Rakibimiz Samsunspor Adiloviç ve Ekigho gibi hücum hattındaki en önemli isimlerinden yoksun olmasına rağmen, taraftarının da desteğiyle oyuna hızlı ve istekli başladı. Biz ise ilk yarıda penaltı pozisyonu ve attığımız gol dışında neredeyse yoktuk. İkinci yarıda ise Rajnoch, Kouemaha ve Juninho ile ardarda girdiğimiz pozisyonlarla etkili olduk ve neticesinde bulduğumuz golle yeniden umutlandık. İkinci yarıda oyuna dahil olarak sağ kanattan yaptığı bindirmelerle hücum gücümüzü arttıran Erçağ'ın ve oynadığı güzel futbolla ve attığı gollerle en iyi oyuncumuz olarak gözüken Kaptan Efe İnanç'ın ise bu canlanmada katkıları büyüktü.
 
Oyunun sonlarına doğru Samsunspor'un kullandığı bir korner atışında Keremcan'ın akıl almaz bir şekilde direğe adeta yapışması ve önüne düşen topu seyretmesi sonucu yediğimiz 2. golle de maçı 2-2 berabere tamamlamış olduk. Maç sonunda Yücel Hoca'nın açıklamaları ise bizi en çok üzen yanı oldu maçın. Yücel Hoca, alınan sonucu şanssızlığa bağlarken, hem takımın istekli (!) oyunundan, hem de alınan beraberlikten memnun olduğunu belirtti. Bu düşüncelerini ise meşhur "yenemiyorsan yenilmeyeceksin" sözleriyle formülize etti.
 
Oysa bu söz ancak iki durumda haklı olabilirdi: ya futbolun doğrularını yerine getiren buna rağmen Hoca'mızın dediği gerçekten şanssızlıklarla muzdarip olan bir takım için ya da önceki haftalarda iyi bir çıkış yakalayıp ligi domine eden, puan anlamında da eli rahat olan ve fakat bu maçta gününde olmayan bir takım için. Bu şartlar dışında ise bu söz, futbolu çirkinleştiren bir felsefenin ürünü olmaktan öteye geçmiyor.
 
Oysa tek tek bakıldığında futbolcu kalitesi olarak da daha mütevazı ve üstelik bu maçta da (belki eksiklerinin de etkisiyle) organize ve etkili bir görüntüden uzak bir Samsunspor'la karşılaşmıştık. Samsunspor bizden iyi bir takım görüntüsü kesinlikle vermedi ama mücadeleci bir futbol ortaya koydu. Biz ise bu takım karşısında beklediğimiz üzere, koşan, mücadele eden ve hücum hattındaki zenginlikleriyle bol pozisyon üreten bir takım olmaktan uzaktık. Yücel Hoca'nın açıklamaları ise bizleri oynanan oyundan ders çıkarıldığına dair şüpheye sürüklerken, ilerleyen haftalar için de kaygılandırdı.
 
Birçok Demirsporlu'nun kafasının içinde dönüp duran ilk soru ise şu: Madem bu futboldan ve sonuçtan memnun olmalıyız, madem beklentilerimiz olması gerekenden çok yüksek, orta sıra bir "beraberlik takımı" için bu kadar transfere gerek var mıydı? Sezon başındaki yüksek bütçeli transfer politikası ve ardından alınan kötü sonuçlarla geldiğimiz noktada ise, ister istemez "geçen yılın Göztepe'si" gibi mi olacağız? sorusu yavaştan dillendirilmeye başlanıyor. Sonuca odaklı ve yenilmek-yenilmemek hesapları üzerinden yapılan açıklamalar ise olsa olsa günü kurtarmaya yetebilir.

Müslüm Kavut

Yorumlar

Yeni yorum ekle

İlgili Kulüp: 
01 Adana Demirspor