"Bolu Ağıdı"

Bolu Ağıdı:

çığırtkanlar ağıt yakar, yarim taşıma bakar...

Başlık Murat Uyurkulak’ın Har romanından. Ligin ikinci yarısının ilk maçı da, bizim için şölen havasında başlayıp, ağıt havasında noktalandı (ki hiç de yabancısı değiliz böylesi durumların). Emre Balcı, İrfan Başaran, Karim Elhassan ve her ne kadar belirsizliğini koruyor gibi görünse de Raheem Lawal gibi futbolcuların ayrılışının ardından Demirspor’un bu maçtaki performansını hep birlikte merakla bekliyorduk. Özellikle beklenilen transferlerin birçoğunun yapılamaması (stoper, sol kanat vs.), taraftarların tüm umutlarını takımın bilindik yüzlerinin ve yeni transferler Taha ve Eduardo’nun performanslarına bağlamalarına yol açtı. Bu anlamda bu iki oyuncunun sırtına önemli bir yük de binmiş oldu bu maçta.

Öncelikle bu iki ismin iyi bir sınav verdikleri söylenebilir, bilhassa Demirspor formasıyla ilk maçlarına çıktıkları düşünüldüğünde. Gayretli ve olumlu bir oyunla ileriye yönelik umut verdiler.

Maçın geneline baktığımızda ise, klasik bir “atamayana atarlar” tablosu çizmek pek kolay olmasa gerek. Beraberliğe oynayan tipik bir dış saha takımı görüntüsü çizen Boluspor’un da, sayıca fazla olmasa da, etkili atakları vardı maç boyunca. Yani, Ali’nin nerdeyse bir silah gibi kullandığı ayağından çıkan golden hareketle, “tüfeng icat oldu, mertlik bozuldu” şeklinde bir yoruma gitmek abartılı olur diye düşünüyorum. Maçın genelinde hissedilen üstünlüğümüz ve pozisyon sayımızın fazlalığı ise zaten olması gerekendi. Bitiricilik noktasında ise Juninho’nun eksikliğini epeyce hissettik. Hücum anlamında çeşitliliğe aç olduğumuz ve ağırlığımızı golle sonuçlandırmaya çalıştığımız dakikalarda Mustafa Hoca’nın tek forvette ısrarcı olması ve ancak golü yedikten sonra, Eduardo’yu almak koşuluyla Gökhan’a şans vermesi ise kafalarda soru işaretleri doğuran bir diğer nokta oldu.
Bir parantez de üzülerek Samet için açmak istiyorum. Geçen yılki performansı ve gençliğiyle Samet, ligin en başında umut bağladığımız isimlerden biriydi ama oynadığı maçlardaki etkisizliğiyle günden güne umutlarımızı üzmeye ve Hoca’nın kendi üzerindeki ısrarını da anlamsızlaştırmaya başladı, özellikle Emre ve İrfan gibi isimlere gösterilen tahammülsüzlük ve acelecilik düşünüldüğünde.

Dünkü teselli armağanlarımız biraz yeni transferler, biraz da tribünlerde yer yer esen bayram havasıydı. Yine de, havanın her an bozabileceğini unutmamak gerekir. Hâl ve gidişata bakılırsa, tribünlerin bağrına taş basıp tepkisini dindirmiş göründüğü yönetimi maddi ve sportif anlamda zor günler bekliyor.

Yazara ait son köşe yazıları

"Demirspor için alarm zilleri çalıyor"

29 Ekim 2017, Pazar 19:37

"Yenilmez Armada (!)"

19 Eylül 2013, Perşembe 22:26

"Şimşekler'e güvenmek ve arkasında durmak gerekiyor"

26 Mayıs 2013, Pazar 11:00

"Bolu Ağıdı"

4 Şubat 2013, Pazartesi 18:17

Yorumlar

Yeni yorum ekle