"2012 YILINDA DEMİRSPOR"

2012 yılı Adana Demirspor için oldukça karışık, inişli-çıkışlı ancak uzun yıllardan sonra bir üst lige çıktığımız bir yıl olarak tamamlandı. Aslında uzun yıllardır alt liglerde oynadığımız, birçok köy ve kasaba takımı ile yıllardır mücadele ettiğimiz için 2012 yılına girerken şahsen benim Demirspor’dan bir başarı beklentim yoktu. 2012 yılına da sıradan, ortalama bir takım ile yıllardır başımızda Demokles’in kılıcı gibi duran Belediye vesayetiyle, babadan oğla kalan yönetim anlayışıyla girmiştik. Devre arasında tümüyle değişen kadrolar, yılda 3-4 teknik direktör değişikliği, Belediye Meclisi tarafından atanan yöneticiler ile diğerlerinden farklı bir yıl olmayacağını düşünüyordum. Aslında yıl bu beklentilerim doğrultusunda başladı. Hemen yılbaşının ardından Galatasaray ile kupa karşılaşmasına çıktık. Belki takımımız değil ama, taraftarımız maça damgasını vurdu. Yıllardır arzu ettiğimiz böylesine bir deplasmanda taraftarımız maç boyunca susmayarak büyüklüğünü bir kez daha gösterdi. Sonra yine aynı Demirspor; lig sıralamasında kendinden üstte yer alan Körfez ve Bandırma takımlarını deplasmanda yenen, ancak 5 Ocak stadında üst üste Eyüp ve Ünye maçlarını kaybeden bir takım. Üstelik Eyüpspor maçı bir kış gününde 2. Ligin seyirci rekoru olan 14.000 seyircinin desteği ile oynanmasına rağmen. 2012 bahar aylarında iyi bir Demirsporluyu kaybettik. Şampiyon Ali, sporla, futbolla ve Demirsporla dolu bir ömrü noktaladı. Ancak vefalı Demirspor taraftarı kulübe emeği geçen birçok insanı olduğu gibi, Ali Hoşfikirer’i de büyüklüğüne yakışır şekilde uğurladı. Yine bahar aylarında Genel Kurul. Varlığı ve yokluğu tartışmalı olan, ağırlıklı olarak belediye meclisi üyelerinden oluşan Yönetim, görevi yine kendi bünyesinden çıkardığı Mehmet Gökoğlu’na devretti. Yine aynı isimler, yine aynı kadro, yine aynı sözler; “bu takım buralara layık değil, çok büyük bir borç yükü ile kulübü devraldık, belediye ve Adanalılar bu kulübe sahip çıkmalı”. Süreçte buna uygun olarak devam etti. Belediye meclis salonuna çıkartılıp yalvarttırılan futbolcular, paralarını alamadıkları için isyan eden oyuncular, Altınordu maçından önce sadece 15.000 lira alabilmek için basın toplantısı düzenleyen futbolcular. Ve mucize gerçekleşti. Takımın başına Ercan Albay getirildi. Küme düşme maçında Altınordu’yu yenerek playofflara kaldık. Mucizevi bir Balıkesir maçı, inanılmaz bir BUGSAŞ maçı ve finalde koskoca bir kentin duaları. Ve tabiî ki kahramanlar; Ercan Hoca’nın motivasyonu, Şener’in inanılmaz penaltı destanları, final maçında azmin ve inanmışlığın zaferi. Aslında bu süreçte hiç de iyi futbol oynamadılar, ama en çok onlar inandılar. Bir stadyum insan ağlar mı? Denizli’de tam 10.000 kişi ağladı. Kimse zaferi kutlamadı, zaten anlayıp, algılamadı. Ama herkes hüngür hüngür ağladı. Taraftarın, futbolcuların ve Ercan Albay’ın zaferi olan bu şampiyonluğu, onlar hariç herkes kutladı. Şampiyonluk kupasının Adana’da gitmediği devlet dairesi, kurum, kuruluş kalmadı. Yine Genel Kurul, ilk defa 2 başkan adaylı bir kongre, yine babadan oğla geçen yönetim. Ama artık 1. Ligdeydik, teknik direktörümüz Güvenç Kurtar’dı, önemli takımlarla hazırlık maçı yapıyorduk, çok uzun zamandır kadromuzda ilk defa yabancı oyuncular vardı. Ancak kimse mutlu değildi. Her kesimden yönetime protesto geldi. ADS Der hariç kimse yönetimin arkasında durmadı. Taraftarlar yürüyüş yaptı. Vali, belediye yüz çevirdi. Adana’nın ileri gelenleri ve şirket sahipleri ellerini çektiler, gurbetteki Demirsporlular durumu protesto etti, hepsinden önemlisi Şimşekler Grubu yönetimden desteğini çekti. Uzun yıllardır beklediğimiz birinci lig hepimize zehir oldu. Kulübün evraklarına el konuldu, maliye denetleme başlattı. Takım yaş ortalaması 30 olan oyuncularla dolduruldu. Her maçta taraftar yönetimi protesto etti. Çorum Belediyespor’a dahi yenildik. Başarısızlıklarla dolu bir başlangıç yaşandı. Ve Demirspor bize bir mucize daha yaşattı. Adanaspor maçını kazandık. Hem de 4 golle, hem de muhteşem bir futbolla. Ardından inanılmaz bir seri yakalandı 5 maç üst üste kazanarak PTT 1. Lig kazanma rekorunu kırdık. Bu sürecin başlangıcı olan PTT 1. Ligin en iyi yabancıları bizim kadromuzdaydı. İnişli çıkışlı bir grafikle 2012’nin son günlerine kadar gelindi. Ancak ortam hala gergin. Yönetim istifalar ile sarsılmış durumda, Şimşekler Grubu takım ile barışık, kulüp ile gerginlik hala devam ediyor. Taraftar deplasmanlara gitmiyor. Futbolcular sürekli antremanlara çıkmayarak paralarını istiyor. Yönetim mali ödemelerini sürece yayarak zaman kazanmaya çalışıyor. 2012 iyi bir yıl mıydı, memnuniyetsizliklerin yaşandığı bir yıl mıydı bilemiyorum? 2012 yılında uzun süredir arzu ettiğimiz 1. Lige çıkarak büyük bir başarıya imza attık. Ancak 2012’nin bu son gününde, Demirspor kulübünde kimsenin mutlu olduğunu düşünmüyorum. Yönetim mutsuz; çok uğraşmalarına, ceplerinden para vermelerine rağmen kimseye yaranamadılar. Taraftar mutsuz; istemedikleri bir yönetimi proteto ettikleri için uzun süredir bekledikleri 1. Lig çoşkusunu yaşayamıyorlar. Futbolcular mutsuz; futbol hayatlarının son demlerinde istedikleri ve bekledikleri ödemeleri bulamadılar. Adana kenti mutsuz; Demirspor’da yaşanan bu kaos ortamı, mülki erkandan, belediyeden, siyasetçiden, iş adamlarından, basına kadar herkesi rahatsız ediyor.       Bense bu durumu bir türlü çözemedim. Demirspor’un şampiyonluk yaşadığı 2012 yılı Demirspor için iyi bir yıl mı oldu, kötü bir yıl mı bilemiyorum ? Nadir AVŞAROĞLU

Yorumlar

Yeni yorum ekle

İlgili Kulüp: 
Adana Demirspor