Taraftar açıklamasının düşündürdükleri

“Domuzların yüzlerinde değişen bir şey vardı, ama neydi? Clover’ın yaşlı donuk bakışları, yüzler üzerinde bir bir geziniyordu. Domuzlardan bazılarının çeneleri beş kat, bazılarının dört kat, bazılarının da üç kat olmuştu. Ama eriyip değişmekte olan şey neydi? Biraz sonra haykırışlar kesildi, masadakiler kâğıtlarını alıp yarım kalan oyunlarına yeniden başladılar; hayvanlar da sessizce uzaklaştılar oradan. Daha yirmi otuz metre kadar uzaklaşmışlardı ki, oldukları yerde kalakaldılar. Çiftlik evinde bir gürültüdür kopmuştu. Geri dönüp hızla eve koştular ve pencereden içeri baktılar. Evde korkunç bir kavga patlak vermişti: bağınp çağırmalar, masaya vurmalar, kuşkulu sert bakışlar, küfür kıyamet... Anlaşıldığı kadarıyla kavganın nedeni, Napoleon ile Bay Pilkington’ın aynı elde maça ası çıkarmış olmalanydı. içeride on ikisi de öfkeyle bağırıyor, on ikisi de birbirine benziyordu. Artık domuzların yüzlerine ne olduğu anlaşılmıştı. Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.”
(Hayvan Çiftliği, George Orwell)
Dün Adana’daki iki taraftar oluşumu bir ortak basın açıklaması düzenledi. Bunları eşdeğer iki grup gibi birlikte anmak bile bana zul geliyor. Ama madem kendileri birlikte hareket ettiklerini açıklıyorlar yapacak bir şey de yok. Dahası İstanbul Tayfası ve Ankara Tayfası gibi iki saygın oluşumunun da adı zikrediliyor. Belli ki bunları da kapsayan bir ortak çalışma var.
Öncelikle belirtmem gerekir ki, Ertan Bey’in konuşmasında geçen, Şimşekler Grubu’nun geçmişine yapılan göndermeler doğru. Hatta eksik. Şimşekler Grubu sadece kulüp kapanma noktasına geldiği zaman gösterdiği mücadeleyle değil, daha baştan tribünde yaptıklarıyla, marşlarıyla, pankartlarıyla, toplumsal olaylara gösterdikleri vicdani ve ahlaki duyarlılıkla, kulübü hem Adana’daki gençliğin büyük bir kısmının başlıca sevdası haline getirdiler, hem de tüm Türkiye’de büyük bir sevgi ve prestij sahibi bir camia olmasında başlıca rolü oynadılar. İlmek ilmek örerek, emeklerini, terlerini akıtarak ve karşılıksız bir sevgiyle bu tribünü ve camiayı büyüttüler. Hakları sonuna kadar verilmeli. Zaten bugüne kadar yaptıkları hatalara karşı gösterilen hoşgörünün sebebi de bu. Bunlardan doğan bir sevgi. Ve neredeyse sınırsız bir kredi. Beni dost olarak görmeyebilirler ama dost acı söyler ve dostça bir eleştiri yapmak benim açımdan hakkaniyetin bir gereğidir. Bana, birlikte basın toplantısı yaptıkları, birlikte hareket edeceklerini açıkladıkları insan için yüz yüzeyken söylenenleri de burada dillendirmeyeceğim. Bunlar sır da değil zaten. Zamanında neden ayrıldı yollar? Ve nasıl oldu da şimdi yeniden kesişti? Bunları çıkıp bize açıklasınlar. Dün mü yanıldılar? Şimdi mi yanılıyorlar?
Ertan Bey’in kendisiyle hiç tanışmadım. İyi niyetli ve samimi de olduğunu düşünüyorum. Ama “parayla olmuyor bu sene gördük” diyor. Peki bu olay bu senenin olayı mı? Bunu görmek için bu seneyi mi beklediniz? Gökoğlu aynı Gökoğlu. Hepsi de aynı isimler, icraatlar da aynı. Zaten yıllardır aynı senaryoyu izliyoruz. 2012’de neden dağlara taşlara istifa yazdık. Peki ya bugün neden Store açılışında bu insanlar var. Dün mü yanıldık? Bugün mü yanlış yapıyoruz? Hangisi? Bu insanlar, doğru ve düzgün isimlerdi ise, şimdi niye eleştiriyorsunuz? Yok değildi ise, biliyorduysanız, istifa diye tepki veren tribünlere yönelik bir saldırı olduğu iddiası var. Bunu nasıl açıklayacaksınız? Her şeyi geçtim yıktığınız gönül köprülerini nasıl yeniden kuracaksınız? Bir açıklama bekliyorum.
Diğer dernek başkanı zata gelince. İlk defa doğru bir laf ettin. Tebrik ediyorum. Allah mı söyletiyor artık, içinde bulunduğun psikolojinin bir dışavurumu mu bilmiyorum ama şu sözlerin çok manidardı: “Biz onu eleştiremeyiz. Çünkü birlikte yaptık. Birlikte yola çıktık. Yan yana.” Evet işte aynen öyle. Ne zaman kendi imkanlarımızla bir kampa gitsek ordaydın. Bizim gibi gariban bir taraftar, bir misafir gibi değil ama. Adeta kulübün bir yöneticisi, yöneticiden daha yönetici bir konumdaydın. Geçen yıl bu zamanlar kongre öncesi dönen dolaplara ne demeli? Bunları Adana’da bilmeyen mi var? Kardeşim yıllardır deplasman otelinde sen, kampta sen, kulüp binasında sen. Bir de kulubün formasını yapıyormuşsun. Ya sen taraftar mısın? Forma imalatçısı mısın? Yönetici misin? Nesin ben söyleyeyim. Her kulüpte yönetimlerin, kendine muhalefet eden, doğruları söyleyen taraftarı susturmak için desteklediği bir sahte taraftar oluşumu vardır. Tastamam O’sun. O yüzden bir dernek kongresi yaparsın, hepsi tesbih tanesi gibi dizilir. Bir gece yaparsın hepsini toplarsın. Bunlarla simbiyotik ilişkini bilmeyen mi var? Her şey gözümüzün önünde oldu. Sensin bunların can yoldaşı, sensin bunların baş akıl hocası. Şimdi takke düşüp kel görününce, deniz bitip gemi karaya oturunca sureti haktan gözükmeye çalışma, bunu kimse yemez. Şimdi geçmiş yönetimler eleştirilecekse, bunu bari bırak da başkaları yapsın, aklımızla alay etme be kardeşim.
Buradan son olarak tribündeki abilerime, kardeşlerime sesleniyorum. Artık susmayın. Çocukluk sevdamız, biricik Demirspor’umuz onun bunun menfaati için heba oluyor. Siz bir şey yapmazsanız, düzeleceği de yok bu durumun. Bağımsız taraftarlar olarak, güçlü duralım, birlikte duralım ve sesimizi yükseltelim. Belli ki bize bizden başka çare de yok, kurtuluş da yok.
Bazı dostlar, dün hep birlikte düşman bellediklerimize dost dediğinde ve onlara benzemeye başladıklarında koyunlar gibi şöyle mi diyeceğiz: “Dört ayak iyi, iki ayak daha iyi”, “Dört ayak iyi, iki ayak daha iyi, dört ayak iyi, iki ayak daha iyi!”.

Yorumlar
28.05.2018 00:25
Puanlar: 16
28.05.2018 00:32
Puanlar: 14
28.05.2018 10:37
Puanlar: 17
28.05.2018 14:58
Puanlar: 17
28.05.2018 15:25
Puanlar: 14
28.05.2018 19:31
Puanlar: 13
29.05.2018 11:56
Puanlar: 17
Yeni yorum ekle