Montella'dan özel röportaj

Montella; Roma dönemini, talihsiz Covid-19 sürecini ve Adana Demirspor'u neden tercih ettiğini GOAL Türkiye'ye anlattı.

ÖZEL RÖPORTAJ | Emir Ateşdağlı @emiratesdagli

Futbolcu olarak adını İtalyan futboluna yazdırmayı başarmış sayılı futbolculardan biri olan Vincenzo Montella, teknik direktör olarak da kısa ama etkileyici bir kariyere sahip. Pandemi döneminde babasını kaybeden İtalyan teknik direktör, iki yıllık zorlu aranın ardından futbola farklı bir lig ve ülkede dönmek istemiş. Yaptığı görüşmeler esnasında şehirden ve kulüpten etkilenince kararını Adana Demirspor’dan yana kullanmış.

İtalya futboluna duyulan sevginin en büyük nedeni derbiler, futbolcular, antrenörler ve hikâyelerdir.

Tarihi anları yaşayan kişilerle sohbet etmek ise apayrı bir mutluluk. Tepeden tırnağa İtalyan futbolu tanımına uyan bir isim olan Vincenzo Montella, bugün Adana Demirspor’un başarısı için çalışıyor. O, futbolculuk kariyerinde başardıklarıyla Serie A tarihine giren çok özel bir isim.

Roma şehrinin hâlâ unutamadığı 2001 şampiyonluğundaki en kritik futbolculardan biriydi. Sampdoria, Genoa ve Empoli'de attığı goller ve unutulmaz uçak gol sevinciyle hafızalarda yer etti. Futbolu bıraktıktan sonra teknik direktör olarak Roma’da önemli işlere imza attı.

Fiorentina’daki unutulmaz üç sezonunun ardından Sevilla ve Milan'da da iz bırakmayı başardı. Adana Demirspor Teknik Direktörü olarak her geçen gün daha çok dikkat çeken İtalyan hocayla hem şehri hem de takımla ilgili hedeflerini konuştuk.

Türkiye'de keyfiniz yerinde mi? Türk mutfağını nasıl buldunuz?

"Çok iyiyim. Kulüpteki çalışma ortamından memnunum. Gelişmek isteyen Adana Demirspor camiasının parçası olduğum için oldukça mutluyum. Baharatlarla da aram iyi. Yemekleri de seviyorum, sorun yaşamadım. Sebzeleri özellikle beğeniyorum. Makarnadan vazgeçiyorum diyebilirim (gülüyor)."

Futbol oynama hissi sizde ne zaman oluştu?

"Çok küçük yaşlarda başlayan bir şeydi benim için. Yürümeye bile başlamamışken hatta. Futbolcu olmak, Serie A'da oynamak istemiştim. Odak noktam her zaman futbol olmuştu. Sokaklarda futbol oynayarak büyüdüm. Pazar günleri annem beni kiliseye götürürdü, ben ise başka bir yoldan çıkıp futbol oynamaya giderdim. Çünkü kafamdaki düşünce sadece top oynamaktı."

Peki idolunüz kimdi?

"İdolüm Van Basten'di. Milan'da oynuyordu. Müthiş büyük bir golcüydü."

Sizin için topa muazzam vuran bir hücumcu tanımını kolaylıkla yapabiliriz. Çünkü her tipte gol vuruşu yapıp, skor bulabiliyordunuz ve idolunüz Van Basten de her tipte gol atan bir efsaneydi.

"Evet (gülüyor), ama birbirimizden farklı tipte oyuncularız diyebilirim. Teknik kapasitenin ötesinde fiziksel olarakta farklılıklarımız vardı. Onun zarafetine ve tekniğine hayrandım."

İlk kulübünüz Empoli. Önce genç takım daha sonra da 5 yıl A takım ile forma giydiniz.

"13 yaşında Toskana'ya gittim. Evimden erken yaşta ayrıldım. Benden yaşça büyük bir futbolcu olan Nicola Caccia, Napoliliydi. Benim yaşadığım bölgedendi ve Empoli'dede oynuyordu. Onun orada olması sayesinde, ailem Empoli'ye gitmeme izin verdi. Tabii benim de kendimi deneme isteğim çok üst seviyedeydi."

Empoli, bir hücumcu fabrikası diyebilir miyiz ? Sizden sonra Di Natale, Caputo (belki altyapısından çıkmadı ama kariyerinin çıkışını gösterdi) gibi isimler oradan yükseldi.

"Hücumcu fabrikasının ötesinde bir oyuncu fabrikası diyelim Empoli için. Hücumcular dışında da önemli oyuncular çıkartmış bir kulüp ve buna hâlâ devam ediyorlar. Italya'nın en iyi alt yapılarından."

Luciano Spalletti ile hem saha içi arkadaşı hem de onun oyuncusu oldunuz. Kendisi hakkındaki düşünceleriniz neler?

"Evet, kendisi ile Empoli'de de birlikte oynadık. Kariyerinin son dönemleriydi, benim de başlangıcımdı. Sakatlığımdan dolayı,kendisiyle Empoli'de kısa bir süre çalıştım Tabii sonra Sampdoria'da, Roma'da kendisiyle tekrar çalışma fırsatı buldum. Benim için kendisi büyük bir antrenör."

Napoli'nin bu sene Serie A'da lider olmasına şaşırmadığınızı söylemiştiniz. Bunun da sebeplerinden biri Spalletti mi?

"Tabii ki. İyi bir kadroları da var, Spalletti de fark yaratıyor."

O zaman kariyerinizin Genoa kısmına geçelim. Genoa ile bir Anglo-İtalyan kupası zaferiniz var, York City'e karşı. Galiba 5-2 bitmişti. Golümüz de vardı o maçta öyle değil mi?

"Doğru, Wembley'de oynamıştık. Eski Wembley'deki son karşılaşma olması lazım. Duygu yükünü yüksek bir karşılaşmaydı."

Yarım röveşata ile bir gol bulmuştunuz değil mi?

"Evet, bravo. Dersine iyi çalışmışsın (gülüyor). Çok güzel bir gündü, bayram gibiydi. İnanılmaz duygular yaşamıştık. O dönemde, o stadyumdafutbol oynamak muhteşemdi. Her zaman hatırladığım bir gün ve maçtı."

Daha sonra Sampdoria'ya transferiniz gerçekleşiyor. Genoa'dan Sampdoria'ya. Derbinin diğer tarafına geçiş yaptınız. Süreç nasıl gelişti?

"O dönemler oyuncuların ortak bonservis sahipleri oluyordu ve ben hem Genoa hem de Empoli'nin ortak oyuncusuydum. İki kulüp aralarında anlaşamayınca zarf sisteminde en yüksek bonservisi veren benim sözleşmemi alacaktı ve bu takım, Empoli oldu.

Sonra birkaç gün sonra Sampdoria, Empoli kulübüne geldi ve benim için teklifte bulundu. Benim de üst lige yani Serie A'da forma giyme isteğim belliydi, hiç düşünmedim bile. Ayrıca Roberto Mancini ile birlikte oynama şansımı da kullanmak istedim."

Peki transferden sonra Genoa taraftarları ile bir sıkıntı yaşadınız mı?

Belli bir süre oldu tabi, ama bunlara küçük problemler diyebiliriz. Korkutacak bir sorun olmadı.

Covid 19'un ilk ortaya çıktığı dönemlerde Corriere dello Sport 'a verdiğiniz bir röportajda, yeniden bir takım çalıştırmak istediğinizi ve "Güçlü projeleri ve hedefleri olan bir takıma gitme” isteğinizi dile getirmiştiniz. Adana Demirspor bu tanımı karşılıyor mu?

"Kesinlikle! Lige yeni katılan bir takım olan Adana Demirspor, gelişime açık ve istekli bir yapıya sahip. Bu durum benim motivasyonumu da artırıyor çünkü bana, kulüp ile birlikte gelişme fırsatını sunuyor."

Adana, hem şehir kültürü hem de taraftarların ateşli olmasından dolayı doğdunuz şehir olan Napoli'ye çok benzetiliyor. Uyum sağlamakta zorlandığınız konular var mı?

"İki şehrin mantalitesi gerçekten birbirine çok benziyor. Napoli gibi Adana da cana yakın, insana kendisini aileden biri gibi hissettiren bir şehir kültürüne sahip. Burada da herkes seni tanıyor ve her konuda sana yardımcı olmak istiyor. Dolayısıyla çok zorlandığımı söyleyemem."

Futbolculuğunuzda sizin için "Aeroplanino" yani "Küçük kanatlı uçak" lakabı kullanılırdı. Bu lakabın hikayesini anlatır mısınız?

"Bu lakap, Genoa'da oynarken attığım bir röveşata golünün sevincinden dolayı çıktı. Gol kralıydım ama birkaç maç yedek beklemiştim. Oyuna girdiğimde ise hep gol atıyordum. Ben de herkese uçuşumu göstermek istemiştim. Sonrasında geride olduğumuz durumlar haricinde her golümü böyle kutladım."

Sizin döneminizdeki forvetler, bu döneme göre daha fiziksel, her yerden ve her şekilde skor üretebilen, patlayıcı isimlerdi. Şu anki forvet tanımının değiştiğini düşünüyor musunuz?

"Futbolun değiştiğini söyleyebilirim aslında. Şu an bir forvetten, kanat forvetten istenenler benim dönemdekinden daha farklı. Ama önceleri gol atmak çok daha zordu. Futbol daha yavaş oynanıyordu. 'VAR' yoktu. Bazı görmezden gelinen fauller ve müdahaleler oluyordu."

Bir Serie A futbolcusunun Roma ile şampiyonluk kazanması çok zor, öyle değil mi?

"Evet, unutulmaz duygular yaşamıştım. Hâlâ da yaşıyorum. Her şeyden önce iyi bir şey başardığını hissediyorsun, çünkü bugün bile taraftarlar o kazanılan şampiyonluğu unutmuyor. Hatta o günleri yaşamamış, daha sonra doğmuş kişiler bile bununla övünüyor, sevgilerini gösteriyor ve mutlu oluyor. Bu, size futbolun ötesinde duygular yaşatıyor."

Şampiyonluğu ilan ettiğiniz gün, sezonun son maçı olan Parma karşısında da gol atmayı başarmıştınız. Lazio’yu 5-1 yendiğiniz maç ve sizin attığınız dört gol…

"O derbi, bahsederken bile heyecan duyduğum bir maçtı. Maçtan önce bir rekor kırmak istiyordum. Totti'ye Roma tarihinde derbide bir maçta hat-trick yapan oyuncu olup olmadığını sormuştum. Olmadığını öğrenince 'Bu akşam ben yapacağım' demiştim. Sözümü de tutmuş oldum."

Roma'nın o dönemki kadrosu belkide son 50 yılın en iyi Roma kadrolarından biriydi. Ayrıca Zeman sonrası bir taktik değişim de yaşanıyordu. Totti, Batistuta, Delvecchio ve siz hücum hattını oluşturuyordunuz. Peki dönemin hocası Capello hakkında ne söylersiniz?

Capello'ya çok büyük saygım var. Kendisi kariyerinde başardıkları ile çok önemli bir teknik adam. Tabii o dönemler kendisiyle tartışmalarımız olmuştu. Anlaşamamıştık. Benim için bir rotasyon düşüncesi vardı ama ben her futbolcunun düşündüğü gibi fazla oynamak istiyordum.

Gerçekten inanılmaz bir dörtlüydünüz Siz, Totti, Batistuta, Montella...

"Kendisi de (Capello) hücum hattından çok memnundu. Çünkü rekabetçi bir ekiptik."

Roma ile şampiyonluk sonrası Şampiyonlar Ligi’nde forma giydiniz. Galatasaray'a karşı maçlar oynadınız. İstanbul deplasmanını hatırlıyor musunuz?

"Roma'daki maçta sanırım olaylar çıkmıştı, ama o sene bir sakatlığımdan dolayı belli maçlarda yoktum. O yüzden Galatasaray maçlarını pek net hatırlamıyorum ama öncesinde İstanbul'a gelmiştim. Çok özel bir şehir, tarihiyle ve kültürüyle. Zaten hocalık dönemimde de hazırlık maçları sebebiyle gelmiştim. İstanbul'da futbol oynamak güzel bir duygu."

Karşısında en çok zorlandığınız savunma oyuncusu kimdi?

Eh, o kadar çok var ki... Maldini, Ferrara, Cannavaro, Thuram. Seçmek çok zor. Hatta unuttuklarım da vardır. Nesta, Thiago Silva, Costacurta... Hepsi üst seviyede stoperlerdi. Bugün ile kıyaslanamaz isimler.

Antrenör olmayı, futbolu bırakmadan önce hiç düşündünüz mü?

"Hayır, aslında hiç aklımda yoktu. Futbolu bırakma kararını vermeden bir yıl önce dizimdeki sakatlık sebebiyle boş vaktim oldu ve antrenörlük için ilk adımı bu sayede atabildim."

Roma'da A takımda görev aldığınız döneme gelelim. Aynı sahada beraber top oynadığınız kişileri yönettiniz o kadroda. Bu nasıl bir his yarattı sizin üstünüzde?

"Şu an daha normal karşılayabiliyorum ama o zamanlar işim hiç kolay değildi. Öte yandan çok akıllı, zeki ve mükemmel bir grupla çalışıyordum. Böyle olunca tanıdığın kişilerle çalışmak kolaylaşıyor. Örneğin Totti, bir dünya şampiyonu olarak Roma'da oynamaya devam edebilmek için çok büyük teklifleri geri çevirdi. Roma'da yürüyen bir anıttır kendisi."

O dönemde Roma ile 13 maçta 7 galibiyet, 3 beraberlik ve 3 mağlubiyet aldınız. Sezon sonunda ise yönetim, sizin yerinize Luis Enrique'yi göreve getirme kararı aldı. Göreve devam etmeyi bekliyordunuz değil mi?

"Yani beklemek değil de istiyordum diyebilirim. Görevde kalmayı hak ettiğimi düşünüyordum. Bana da öyle söylemişlerdi ancak sonrasında başka bir karar aldılar. Ama bunun için bir kırgınlığım olmadı. Bunlar yönetimlerin, yönetenlerin aldığı, alabilecek olduğu kararlar sonuçta."

Sonrasında önce Catania’nın, 2012 yılında da Fiorentina'nın başına geçtiniz. Nasıl dönemlerdi?

"Catania’daki bir senenin ardından Fiorentina'nın başına geçtiğimde sezon başında oyuncumuz olmadığını gördüm. İlk haftamda ayrılmayı bile düşünmüştüm ama o noktadan bir yapı inşa etmeyi başardık. Orada inanılmaz üç sezon geçirdik."

Fiorentina sonrası Milan'da çalışmaya başladınız. Milan'ın kazandığı son kupada sizin imzanız var. Juventus'a karşı kazanılan İtalya Süper Kupası.

"Bir önceki sezon oynayan takımdan çok farkı olmayan bir kadroyla 3 yıldır Avrupa'ya gidemeyen Milan'ı, Avrupa sahnesine tekrar taşıdık. Hemen hemen hiç yenilmeyen bir Juventus'a karşı bir kupa kazanmayı başardık."

Fiorentina antrenörlüğünüz sonrası hayatımıza Covid-19 girdi. Tüm dünyayı etkiledi. Hayatı, aileleri, işleri. Siz Covid 19 sonrası, hedefleri olan bir kulüpte çalışma isteğinizi dile getirmiştiniz ve şu an Adana'dasınız.

"Maalesef pandemi dönemini kötü geçirenlerdenim. O dönemde babamı kaybettim. Zor günlerdi. O günleri ailemle birlikte geçirmem gerekiyordu çünkü çalışmaya başladığınızda tempodan zaman bulmak kolay olmuyor. Bu iki yıllık süreç benim için çok önemliydi çünkü ailem ile daha da yakınlaştım."

Bugünlerde özellikle Türkiye'da saha içi dizilişleri, rakamlar üzerinden çok konuşuluyor ve tartışılıyor. Sizce doğru bir tartışma mı?

İtalya'da da böyle. Diziliş stabil bir şey değildir. Oyundaki prensipleriniz, metotlarınız, fikirleriniz size fark yarattıran şeylerdir. Bir takım belli şartlar altında neler yapabileceğini bilmeli. Bunlar içinde çalışmalarımız, antremanlarımız oluyor. Rakibe göre stratejiler belirlediğimiz periyotlar da oluyor.

Ama temel oyun görüşümüz, fikrimiz değişmiyor. Sadece küçük düzeltmeler, ayarlar yapıyoruz. Çalıştırdığım takımlarda tüm formasyon tiplerini kullandığımı hatırlıyorum."

Mario Gomez ve Adem Ljajic, Fiorentina döneminde çalıştığınız iki isim. Mario Gomez'in Fiorentina'da sakatlık sorunları yaşadığını biliyoruz ama Beşikaş'a geldiğinde tekrardan doğdu diyebiliriz. İki oyuncu hakkında neler söylersiniz?

Mario Gomez, modern bir oyuncuydu, onun için heyecanlanıyordum. Giuseppe Rossi'nin yanında oynayacak olan bir prototip için biçilmiş kaftandı. Sakatlık sonrası tekrar güveni kendine gelemedi, çünkü bütün şehir ondan çok şey bekliyordu. İmza töreninde stadyumda 25 bin kişi vardı. Tam potansiyelini sergileyemediği için çok üzgünüm.

Ljajic de çok beğendiğim oyuncularımdandı. Çok teknik bir isim, ben onu hem merkezde hem kanatta kullandım tabi. Önemli kaliteye sahip bir oyuncuydu.

Çalışmaya başlama düşüncesi kafanızda belirginleştiğinde ve Adana Demirspor ile görüşmeden önce Türkiye'de çalışma fikriniz var mıydı?

"Aslında her olasılığa açıktım. Birçok kulüp ile konuştum, bazılarının projeleri benim ilgimi çekmedi. Daha çok farklı coğrafyaları ve ligleri keşfetmek istiyordum. Sonra Adana Demir ile konuştuk. Neler yapabileceğimizi değerlendirdik. Öncelikle görüştüğüm kişilerle tanıştığıma çok memnun oldum. İlk olarak Metin Korkmaz ile daha sonra Murat Sancak ile görüştüm. Hem yapıyı hem de şehri gördüm ve daha sonra seçimimi yaptım. Kulübün organizasyonu ve hedefleri beni ikna etmeyi başardı."

Sizden önce takım hedeflediği gibi gitmiyordu. Saha içinde yaptığınız değişiklikler kadar, saha dışında da futbolcuları takım olma konusunda ikna ettiğiniz konuşuluyor. Bunu nasıl başardınız?

"Öncelikle herkeste yeniden başlama isteğini gördüm. Takım olarak gelişebileceğimizi anladım. Yönetimin ve kulübün bu isteği de ortadaydı. Kulüp ve oyuncular olarak hep birlikte gelişmek, büyümek istiyoruz. Bu anlamda yaklaşım ve metotların işe yaraması beni gururlandırır. Buradaki temel görevim, sürekli gelişimi sağlamak ve daha iyisini yapabilecek mantaliteyi kazandırabilmek."

Her geçen hafta sürekli gelişen ve daha iyi olan bir takım izliyoruz.

"Neyse ki öyle... Demek ki çocuklar her hafta gelişiyor. Önemli olan onların bu gelişime açık olmaları. Onlardan istediklerimizi anlıyor ve uyguluyorlar. Daha çok çalışarak en iyisini yapmaya devam etmeliyiz. Hepimiz en iyisi yapmaya çalışıyoruz ve bunu sürdürmek daha önemli. Adana Demirspor bu yolda ilerliyor."

Tüm Türkiye, hatta Avrupa Balotelli'yi takip ediyor. Ne söylüyor, neye gülüyor, neler yapıyor? Dünya futbolu için çok özel ve enteresan bir karakter olan futbolcunuzla ilişkiniz nasıl?

"Kariyerinde yaptıkları ve yarattığı bir figür bu ve o bunu kabul etmeli. Ne yaparsa yapsın hep büyütülüyor ama sistemimize uyum sağlamayı başardı. Fiziksel durumu her geçen gün gelişiyor. Çok çalışıyor ve şu ana kadar yaptıklarından daha da fazlasını başarabileceğine inanıyorum."

İtalya Milli Takımı'na da dönmek istiyor.

"Evet, bu hedef antrenörü olarak beni de çok mutlu ediyor. Daha fazla çalışarak onun hedefini gerçekleştirmeye çalışacağız."

Yunus Akgün şu an Galatasaray'dan kiralık bir oyuncu ve Galatasaraylılar, onun da gelişimini görmek için sizin maçlarınızı dikkatle takip ediyor. Yunus hakkında ne düşünüyorsunuz?

"Yunus, genç ve çok yetenekli bir oyuncu. Öte yandan 90 dakika oynayabilme konusunda gerideydi. Bu anlamda da her geçen gün gelişiyor. Buradan Yunus’a da bir mesaj vermek isterim. Bizimle bir sene daha kalmalısın. Adana Demirspor formasıyla bir yıl daha gelişmek sana iyi gelecek."

Adana Demirspor'un bu sezoki ana hedefi nedir?

"Maç maç bakarak gitmek, daha önceden bahsettiğim gelişimi sağlamak. Mantalite oturtmak, oyun pratiğini ve devamlılığı sağlamak. Uzun vadeli bir tahmin yapmak ise kolay değil. Hem oyuncularımı daha o kadar tanımıyorum hem de onlar beni o kadar tanımıyor."

Ülkemizde çalışan diğer bir İtalyan teknik direktör Francesco Farioli. Genç bir hoca. Hem kendini hem de takımını geliştirmeye çalışan biri. Kendisini nasıl buluyorsunuz?

"Çok iyi bir iş çıkarıyor. Maçları izlediğiniz zaman kafasındaki düşünceleri görüyorsunuz. Onun ve takımı için en iyisini diliyorum ama önemli olan bizden en az 1 puan geride olarak sezonu bitirmeleri."

Süper Lig ile ilgili düşünceleriniz neler?

"Beklediğimden çok daha iyi bir lig bulduğumu söyleyebilirim. Elbette taktik ve sistem anlamında çok daha fazla gelişebilir. Gerçekten ilginç bir lige sahibiz. Burada tüm maçlarda sürprizler olabilir. Bu da gösteri ve rekabet anlamında Süper Lig’e pozitif katkı sağlayan önemli bir etken."

Yorumlar

sn montellanın hayatı sadece roma değil, meger roman mış. çalışmanız da başarılar hocam.
sana güveniyoruz montella. tut bizi ligde. ve sonra hedef büyütelim. bu yıl trabzonun yaptığını neden biz yapmayalım
Büyük düşünen büyük oynar. Başkanımız boşuna montellaýı getirmedi. Hedef belli inşaallah bu hedefe hepbirlikte ulaşırız. İlkönce sabır. Takımımız istek ve arzulu, son maçta hiç maçı bırakmadı. Eğer yakaladığımız pozisyonları gole cevirseydik, galip gelecektik ama olmadı. Ancak adanademirspor kimseden korkmadan futbolunu oynuyor. Daha iyi olacağız inşaallah. Bu sene zorlarsak ilk 5 te bitirebiliriz ancak ilk hedef küme düşmemek. Bana göre devre arası takviyeyle ilk 5te bitiririz inşaallah
Hedefimiz doğrultusunda devam ediyoruz bazı şanssızlıklar oldu yolumuzu hiç kaybetmeden önümüze bakıp maçları almak için çıkıyoruz ama biraz şans bize dönse biraz da şanssızlıklar kırsak hiç fena olmaz fakat ofsayt da radara çok takılıyoruz biraz da önlemini alsak ofsayt dan olan gollerimiz var verilmeyen penaltı faul olsun futbolun doğasında var.Futbol bir mücadele gerektiren oyun biz her zaman çıkıp mücadele edenlerdeniz bazen iyi bazen ne kötü ne de iyi orta derecede oynayan mücadeleyi bırakmayan takımız dostluk maçtan önce dir mücadele eşittir eşitliktir eşliktir.

Yeni yorum ekle

İlgili Kulüp: 
Adana Demirspor