Demirspor efsaneleri; Nesrin Olgun

Nesrin Olgun Aslan, Demirspor’lu yüzücü, Manş Denizini 15 saat 47 dakikada yüzerek geçen ilk Türk kızı. Onu Şefik Akkurt’un kaleminden anlatıyoruz.

Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün. Giriyor havuza.

Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2. liği, Türkiye 3. lüğü var. 17 yaşında maraton yüzmeye başlıyor Nesrin. Adana, Çanakkale, Kıbrıs, Mersin maratonlarını yüzüyor; 10 şampiyonluk. Tramplen atlama Türkiye Şampiyonluğu.

“Adana Atatürk yüzme havuzunda sıkı bir disiplin altında çalışıyorduk. O zamanki adı ile Beden Terbiyesi Bölge Müdürü Tuncay Şenyüz de disiplinli bir yöneticiydi. Yüzme sporuna yakın ilgi gösteriyordu. En küçük falsosunu gördüğü kimseyi derhal havuzdan atıyordu. Bir gün antrenman sonrasındaki bir dinlenme sırasında beni sigara içerken yakaladı. Çok sinirlendi.

“Ooo Maşallah! Ne de güzel içiyorsun! Sen böyle mi yüzücü olacaksın? Yok kızım yok. Sen yüzücü olamazsın. Tamam. Artık yarın havuza gelme!” Çok kırılmıştım. Dedim ya, ben artık lise öğrencisi değildim. Kendi kendime düşündüm. Sigara neden benim yüzücü olup olmamamın ölçüsü olsun. Kendimi savunmalıydım. Öyle de yaptım: “Efendim, ben neden yüzücü olamaz mışım? Yüzücülüğün en zoru Manş’ı geçmek ise ben de başarabilirim. İstesem ben de Manş’ı geçerim.”

Tuncay bey bir tuhaf yüzüme baktı. Sanki “Hadi be sende! Sen kim Manş’ı geçmek kim...” der gibiydi.

Bu konuşmanın ardından Nesrin, o sırada havuzda bulunan Antrenör Kutal Özülkü’ye gidiyor. Kutal Hoca o sıralar Erdal Acet’i çalıştırmakta. “Hocam” diyor, “Ben Manş’ı geçmek istiyorum. Beni çalıştırır mısın?” Kutal Hoca “Yarın gel, bir bakalım. 10 kilometre yüz, ona göre karar veririm” cevabını veriyor.

Nesrin, giriyor havuza. Başlıyor yüzmeye. 1 saat, 2 saat, 3 saat. Dönüşler gittikçe zorlaşıyor…4 saat, 5 saat. Bitiyor 10 kilometre. Havuzdan çıkıyor Nesrin, kolları kıpırdayamayacak halde. Kutal Hoca “Tamam” diyor, “başlıyoruz hazırlıklara…”

Adana’nın ve Türkiye’nin gözü, kulağı Fransa’dan gelecek haberde. Kutal Hoca’nın çalıştırdığı Adana Demirsporlu Milli Yüzücü Erdal Acet, İngiltere’den girdiği Manş Denizi’ni geçerek Fransa topraklarına ayağını basıyor. Görevliler kronometreyi durduruyor: 9 saat 2 dakika. DÜNYA REKORU.

4 yıl boyunca çalışıyor Nesrin. Her gün saatlerce antreman, her gün havuz. Sonunda tamam diyorlar, İngiltere’ye gitmeye karar veriyorlar. Yeterli para yok. Federasyona başvuruluyor. “programda yer almadığından, bu seyahate ödenek ayrılmayacaktır” cevabını veriyor Federasyon.
Nesrin, kararını vermiş bir kere, gi-di-le-cek! O Manş Denizi ge-çi-le-cek!

- Nesrin’in biriktirdiği harçlıkları,

- Annesinin emekli maaşı,

- Dönemin Adana Demirspor Kulübü Başkanı Hacı Döner’den 5.000 Lira,

- Erdal Acet’ten 100 Dolar

Elde, avuçta olan bu. Koyuluyorlar yola…

Manş Denizi’ni geçmeyi deneyecek yüzücülere ve antrenörlere haber geliyor: Hava ve deniz koşulları uygun. Antrenörü, Nesrin’e iletiyor haberi: “Bugün, yüzüyorsun…”

Manş Denizi. 5,000 kişi geçmeyi denemiş, 400’ü başarmış. Nesrin hasta. Safra kesesi ve kulaklarda iltihap, dizlerde menisküs, omzunda tendinit, bacaklarda şiddetli ağrı. İğneyle yüzecek. Nesrin, Manş’ın kıyısında yalnız değil o gece. Manş’ı geçmeye hevesli, diğer ülkelerden 18 yüzücü daha var Dover kıyısında…

28 Ağustos 1979 sabaha karşı 05:15 İngiltere, Dover, Shakespear Kayalıkları. Soğuğa karşı yağ sürüyorlar Nesrin’e. Suda, ona yol boyu eşlik edecek olan balıkçı teknesi duruyor ismi: Two Brothers (İki Kardeş), gönderine Türk Bayrağı çekilmiş.

Nesrin’le beraber 18 kişi daha giriyorlar suya. “Siz Kuzey Kutbu’na yakın bir yerde hiç denize girdiniz mi? Soğuktur. Adana’ya ve sevdiklerinize uzaktır. Kendinizi bir devin karşısında güçsüz ve çaresiz duyumsarsınız. Ve ilk kulaçla birlikte, size yardım edecek bir tek kişi kalıyor; o da kendiniz.”

Omzundaki tendinit, doğru tempo ayarlanmazsa her an sorun yaratabilir Nesrin’in. Kutal Hoca’yla beraber Manş’ı geçişi buna göre planlamışlar: dakikada 76 kulaç. Sektirmiyor Nesrin. Dakikada 76 kulaç aksamıyor, ne eksik, ne fazla. 4 saat geçiyor. İlk molasını veriyor suyun içinde. Tekneden ballı kahve uzatıyorlar. Onu içiyor. Yüzmeye devam ediyor Nesrin. Soğuk. Kıyıya 3 ila 4 mil kalmış durumdayken Manş, yapıyor hainliğini. Akıntı başlıyor tüm şiddetiyle.

Kıyıya yanaşmaya çalışırken, akıntı sürekli geri atıyor Nesrin’i. Normalde 34 kilometre olan mesafe uzuyor da uzuyor.10 saat yüzmenin üzerine, buz gibi suda, ağrıyan bir omuzla, aç, susuz, uykusuz. Ortalama 100,000 kulaç! Normal mesafenin yaklaşık 15-20 kilometre fazlasını yüzüyor! 15 Saat 47 Dakika. Ve Toprak…

“Kıyıya çıkıp yaklaşık 10 metre yürüdükten sonra toprağa uzandım. O ıslak, o buz gibi toprağın bana ne denli sıcak geldiğini anlatamam. Bir devi yenmiştim.”

“NESRİN OLGUN, MANŞ’I GEÇEN İLK TÜRK KIZI OLDU”

Bizim bugün Muharrem Gülergin’lerden, Hacı Döner’lerden, Erdal Acet’lerden, Demirdal’lardan aldığımız mirasın en önemli taşlarından birini Nesrin Olgun koyuyor tarihimize onurla.

Direniyor. “Bazıları Asla Yılmaz” diyoruz ya hani, yılmıyor. 22 yaşındaki Nesrin’in direnişi bize çok şeyler öğretiyor. Manş, Adana’nın, o şehrin Kara Kız’ının karşısında boyun eğiyor.

Hayat, şimdi o Şehrin Asi Çocukları’nın karşısına türlü oyunlarını, hilelerini, hainliklerini çıkarmaya çalışıyor. Ama Şehrin Asi Çocukları, sokaklara sığmamacasına yürümeye devam ediyor omuz omuza.

Teşekkürler Nesrin Olgun. Attığın her kulaç için, aldığın her nefes için, soğuktan ürperdiğin ama pes etmediğin her an için. Teşekkürler Nesrin  Olgun. Bize bir defa daha şunu gösterdiğin için;

HER ŞEYE İNAT, MAVİ-LACİVERT HAYAT!

 

Yorumlar

Yeni yorum ekle

İlgili Kulüp: 
01 Adana Demirspor