Demirspor efsaneleri; Erdal Acet

Wikipedia’da Erdal Acet şu şekilde anlatılıyor; Adana Demirspor’lu milli yüzücü. 1962-1972 yılları arasında sürekli milli takımda yer aldı. 8 kez düzenlenen uluslar arası İstanbul Yüzme maratonu’nda 7 kez yarıştı. İstanbul yüzme maratonunda 5 birincilik, 2 ikincilik aldı. 1966 yıllında Türk-Macar ve İsrail yüzücüleri arasında Pendik-Burgaz-Fenerbahçe parkuru üzerinde yapılan ilk milletlerarası yüzme maratonunda ilk üçte yer almıştır.

Erdal Acet, Manş Denizi'ni geçmek için Kutal Özülkü antrenörlüğünde hazırlık yapmıştır. 1 Eylül 1976 tarihinde Erdal Acet, Manş Denizi'ni 9 saat 2 dakikada geçerek dünya rekoru kırdı. Bu süre tüm zamanların en iyi süresidir. Bu süre son 102 yıllık döneminde yapılan en iyi 10 dereceden biridir. 1977 Napoli-Capri Maratonu'nda üçüncülüğü almıştır.

Adana’lı gazeteci Yalçın Öcal, Erdal Acet’i şöyle anlatıyor; Adana Demirspor Sutopu Takımı yenilmez armadaydı. Yüzme takımımız, Türkiye şampiyonuydu. İşte, o yıllarda neredeyse çocuk yaşta olan Erdal Acet’in bir Türkiye şampiyonasında, Adana’daki yarışmalarda, kendisinin iki boy uzunluğundaki İstanbullu Şampiyon Yüzücü Engin Ünal’ı 200 metre serbestte nasıl geçtiğini tüm Adanalılar ve Türkiye gururla ve coşkuyla izlemiştik.

O yaşam içinde bu büyük şampiyonlarımıza yanaşamazdık. Ama teyzemin oğlu ve ağabeyim Necdet’in yakın arkadaşları olan Rahmetli Mustafa Acet ve özellikle Erdal Acet’le her gün birlikteydik. O günlerdeki sutopu maçlarını da unutmamak lazım. Büyüklerde yapılan sutopu maçlarında: Muharrem Gülergin-Aytaç Pekkoçak-Ünsal Fikirci-Fahri Gez ile birlikte, Mustafa Acet-Erdal Acet de sutopu oynardı. Aytaç Pekkoçak’ın kalede dururken suda ayaklarıyla yaptığı bir makasla dizlerine kadar nasıl yükseldiğini size anlatamam. Onlar bir efsaneydi. Ya Erdal Acet? O çocuk yaşıyla büyüklerle nasıl beraber yüzebilirdi? Onların arasında nasıl barınırdı? O nasıl bir enerji ve yürekti? Hâlâ şaşarım.

Benim de bisiklet sporuna başladığım yıllardı. Ama yazları yüzmeyi hiç eksik etmezdik. Bir gün havuzda Erdal Acet, “Hadi baraja gidelim, orada yüzeriz” dedi. Ve kalkıp Yeni Baraj Gölü’ne, lojmanların arkasına gittik; Necdet Aytemur-Erdal Acet ve ben. Soyunduk bir ağaç altına pantolon ve gömleklerimizi bırakarak, suya atladık. Erdal Acet önde serbest stille yüzüyor, biz de onun arkasında kulaç atıyorduk. Bu tempoyla biz, hep beraber karşı kıyıya vardık ve döndük. Ama ben o yorgunlukla karaya çıktığımızda bir zaman hareketsiz kaldım.

Kendime hâlâ hayret ederim, bu büyük şampiyonla nasıl kulaç attım? Nasıl beraber yüzebildim? Herhalde korku belasıydı. Yıllar sonra anladım ki, Erdal Acet o yıllarda geleceğin çalışmalarını ve planlarını yaparmış. Çünkü sonraki yıllarda; İstanbul’da Marmara Denizi’nde; Pendik-Fenerbahçe maratonunu, daha sonra da, Avrupa’da Manş’ı en çabuk geçme rekorunu kırmıştı.

Erdal Acet 4-5 yaşlarındayken, yanındaki ağabeyi Mustafa ile birlikte Adana’da birçok çocuğa mezar olan su kanallarında yüzme sporuna başlarlar. Dönemin belediye başkanının babası o sırada oradan geçmektedir. Mustafa’yı kurtarır ve büyük korku yaşayan Erdal’la birlikte babalarına götürür; “Bunlara yüzme öğret, yoksa boğulacaklar” der. Ertesi gün su kabakları yapılır, koltuk altlarına konulur, kanalda hayatta kalma dersi verilir. Ve o gün yüzmek en büyük tutkuları olur iki kardeşin.

Bir gün kanalda yüzerlerken, Adana Demirspor kulübünden biri onları görür. “İki çocuk gördüm, balık gibi yüzüyorlardı” diye anlatır. Yetenek avcısı antrenör, “Niye getirmedin, yarın müsabakalar var. Bir denerdik” diye sitem ettiğinde, geleceğin iki büyük yüzücüsünden bahsetmektedir. Sabah ağabeyiyle birlikte kendilerini hocanın karşısında bulurlar. Tek mayoları vardır. Önce Mustafa giyer, atlar havuza. Sonra Erdal. Ve Manş’a kadar uzanacak hikâye de burada başlar.

Şampiyonluklar ardı ardına gelir. Artık havuzlar ona yetmez olduğunda, İstanbul’da uluslararası yüzme maratonlarına katılır. Uluslararası yüzücülerin de katıldığı bu yarışlardan birinde büyük dalgalar çıkar. Sadece bir kişi bitirebilir: Erdal Acet. Bununla yetinmez. 3-4 yaşındayken kendisine büyük korku yaşatan kanalın intikamını büyük denizlerden almaya niyetlidir. “Manş’ı geçeceğim” der.

1976 yılının 30 Ağustos’unda Türkiye bir “Zafer Bayramı”nı kutlar ve Manş’ta antrenmanlar yapan Erdal Acet’e haber gönderilir. 30 Ağustos’u 1 Eylül’e bağlayan gece yarısı, “Kar suyundan da soğuk olan Manş”a girer. Kıyıya yaklaştığında, en yakın yüzücü kilometrelerce geridedir. Son kulaçları atarken, kılavuz teknede bulunan fotoğrafçı Faruk Zabcı bağırır “Rekor, Rekor!” 9 saat 2 dakikalık bir zamana imza atmıştır. Evet, tüm zamanların en iyi derecesidir! Bu derece hâlâ, 100 yılın en iyi 10 derecesinden biridir.

1941 adana doğumlu olan Erdal Acet, Manş Denizi’ni iki kez geçen Türk yüzücü. Adana Demirspor kulübünde yetişip kelebek stilinde pek çok başarıya imza attı. 1962-72 yılları arasında yüzme ve su topu dallarında milli takıma seçilmiş o yıllarda 100 metre kelebekte Türkiye rekorları kırdı.

Bugün ne mi yapıyor? Adana’da taksi durağı işletiyor. Adana’nın kanallarında yüzme öğrenip 22 yıl boyunca Türkiye sutopu şampiyonu olan, yüzme sporuna futbol kadar seyirci kazandıran “müthiş Adana Demirsporlu yüzme takımının en önemli sporcusu”, herkesin hatırlaması gereken bir Demirsporlu.

Yorumlar

Yeni yorum ekle

İlgili Kulüp: 
01 Adana Demirspor